Posts Tagged ‘okyanus’
Kıtaların hareketi kaydedildi
Amerikalıların başını çektiği uluslararası bir bilim adamı ekibi, ilk kez Dünya kabuğunu şekillendiren bir jeolojik olayı kaydetti.
Amerikan basınına göre, Purdue Üniversitesi’nden Profesör Eric Calais başkanlığındaki araştırmacılar, birbirinden ayrılan ve yüzeye doğru erimiş kayaları püskürten iki Afrika tektonik plakasının hareketini ölçtüler.
“Bent hareketi” verdikleri bu yeryüzü kabuğu hareketini ilk kez ölçümleyerek kaydeden bilim adamları, bu jeolojik olay sonucu iki plaka arasında en az 10 km uzunluğunda ve 1,5 metre genişliğinde bir magma duvarı oluştuğunu belirttiler.
Okyanuslar daha asitli hale geliyor
Bilim adamları, okyanusların giderek daha asitli hale geldiğini ve bunun deniz yaşamını tehdit ettiğini belirttiler.
ABD’nin Chicago Üniversitesi’nden bilim adamları, Proceedings of the National Academy of Sciences dergisinde yayımladıkları araştırmalarında, okyanusların asit oranının atmosferdeki karbondioksit seviyesinin artışıyla birlikte yükseldiğini tespit ettiler.
Okyanuslardaki asit oranının artışına bağlı değişkenler arasında sadece atmosferdeki karbondioksidin farklılık gösterdiğini belirten uzmanlar, asitli suyun artışının bazı deniz hayvanlarına zarar vermeye başladığını ve okyanusların karbondioksit soğurma kapasitesini azaltabileceğini ifade ettiler.
Küresel ısınma, sadece karasal hayatı değil okyanustaki hayatı da tehlikeye atıyor
Okyanusların pH değeri 100 yılda 8.2’den 8.1’e indi, deniz canlılarının yaşam alanları daralıyor. Deniz suyu yüksekliği 100 yıl öncesine göre 17 cm artarken, karbondioksit oranı geçtiğimiz 650 bin yıl boyunca hiç olmadığı kadar yüksek düzeyde.
Havasında ve suyunda var olan karbonu milyonlarca yıl boyunca toprağın altında saklayan dünya, endüstri devrimi ile çok hızlı bir şekilde karbona boğulmaya başladı. Öyle ki “sünger” gibi atmosferdeki karbondioksit gazını emen ve insanların karbondioksitten daha çok zarar görmesini engelleyen okyanuslar da artık “imdat” demeye başladı. Atmosfere salınan her fazladan karbondioksit, okyanusları da tehdit ediyor.
Meksika’da yeni bir dinozor türü bulundu

Paleontolojistler Meksika Coahuila Çölü‘nde yeni bir dinozor türüne ait bir fossil buldular.
Bilim adamları otçul dinozorun 72 milyon yıl önce yaşadığını ve etçil avcılara ve saldırılara karşı kullandığı üç dev boynuzunun olduğunu bildirdiler.
Kayalar ve kaktüslerle dolu Coahulia Çölü’nün etrafı, daha önceleri okyanus sularıyla çevriliydi ve hemen hemen her tür dinozor o zaman ormanlarla çevrili plajlarıyla Tyrannosaurus gibi yırtıcı etçil dinozorlardan saklanmak için uygun bir bölgeydi.
Bilimadamları keşfettikleri dinozor fosilinin bugüne kadar bilinen en geniş kafa iskeletine sahip olan Triceratop‘la akraba olduğunu bildirdiler.
Ancak bulunan bu yeni türün Triceratop’lardan daha küçük ve kuvvetsiz olduğu buna karşın boynuzlarının daha geniş olduğu açıklandı.
Meksikalı araştırmacılara keşiflerinde yardımcı olan Utah Doğal Tarih Müzesi müdürü Scott Sampson, yeni dinozorun bilimsel adını koymanın bu yıl içinde mümkün olamayacağını söyledi.
Bulunan fosil, Meksika’da aynı bölgede bu yıl içinde keşfedilen ikinci dinozor türü oldu. Şubat ayında da Velafrons Coahuilensis diye adlandırılan bir perde ayaklı dinozor fosili bulunmuştu. Bilimadamları yakın gelecekte bu bölgede düzinelerce yeni dinozor ve bitki türü bulmayı umuyor.
Antarktika’dan Altındağ ilçesi kadar parça koptu

Küresel ısınma yüzünden Antarktika‘dan neredeyse Ankara’nın Altındağ ilçesi büyüklüğünde parça koptu.
Uydudan alınan fotoğraflar, 569 kilometrekarelik yüzeye sahip devasa parçanın Antarktika’dan ayrıldığını, bunun 414 kilometrekarelik kısmının da dağılıp gittiğini gösteriyor.
Colorado Üniversitesi Kar ve Buzulları İzleme Merkezinin tespitine göre, parçalanma 28 Şubat’ta 25,5 km boyunda 2,4 km eninde dev bir parçanın aniden kopmasıyla başladı.
Bu kopuş, Wilkins platosunun parçalanma sürecini tetikledi ve 12 bin 950 kilometrekare yüzeye sahip platodan 569 kilometrekarelik parça koptu.
Uzmanlara göre, bu hızla devam ederse yakın gelecekte bölgedeki buzul tabakasının yarısı yok olacak.
Ted Scambos adlı uzman, yaklaşık 1500 yıldır var olduğunu düşündükleri Wilkins platosundaki parçalanmaya sıcak hava ve okyanus dalgalarının yol açtığına işaret etti.
Antarktika’da yaz sona erdiğinden, bilim adamları önümüzdeki aylarda Wilkins’ten yeni parçaların kopmasını beklemiyor.
1995 yılında da 75 km boyunda 37 km enindeki Larsen A platosu Antarktika’dan ayrılıp Weddel denizinde parçalanmıştı.
Larsen B platosu da 2002 yılında kopup parçalanmıştı. Uzmanlara göre, son 50 yıl içinde Antarktika küresel ısınma yüzünden en az 13 bin kilometrekare eridi.
Mars’ta çok sayıda tuz deposu bulundu

NASA’nın Mars Odissey Uydusu, gezegenin güney yarımküresinde 200′den fazla noktada tuz depoları buldu.
Bilim adamları, bu çok sayıdaki tuz depolarının uzun zaman önce buharlaşmış bir okyanusun kalıntıları olduğuna inanıyor.
Okyanuslar olası bir yaşamın varlığını gösteriyor ayrıca tuz da organik maddelerin korunması için iyi bir ortam. En azından Dünya’da durum böyle.
Aşağıdaki fotoğrafta B ve C’de daha aydınlık olarak gösterilen bölümler tuz depolarının olduğu yerleri gösteriyor.
A bölümünün içinde ise daha geniş bir alanda B ve C’nin olduğu bölümler gösteriliyor.
Uzak okyanuslar
Dünya dışı yaşam araştırmalarında kullanılabilecek yeni bir yöntem geliştirildi. Bu yöntemle muhtemelen gezegenlerin bir okyanusa sahip olup olmadıkları, olası okyanusların yansıttığı ışığın ölçülmesi ile mümkün olacak. Yöntemle aynı zamanda suyun karaya oranı ve kıtalar algılanabilecek.
Kaynak : Universe Today, Astronomers Could Detect Oceans on Extrasolar Planets




